https://chatbot.denizbank.com/Sdk/Jetlink.js

Menüye Git İçeriğe Git

Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları – TSRS

d
Okunma Süresi
5 dk.
Eklenme Tarihi
22 Eylül 2026

Sürdürülebilirlik raporları uzun yıllar boyunca gönüllü bir iletişim aracıydı. Türkiye'de bu durum 2024 yılında değişti. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile bu raporlama, belirli şirketler için yasal bir yükümlülüğe dönüştü. Peki TSRS tam olarak nedir, kimleri kapsar ve şirketlerin neye hazırlanması gerekir?

TSRS Nedir?

TSRS, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından yayımlanan sürdürülebilirlik raporlama standartları setidir. KGK, 29 Aralık 2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımladığı kurul kararıyla TSRS kapsamına giren işletmeleri ve uygulama esaslarını belirledi ve gönüllülük esasına dayanan sürdürülebilirlik raporlaması ilk kez yasal zorunluluk haline geldi.

Bu standarttaki temel fikir; şirketlerin, sürdürülebilirlikle ilgili risk ve fırsatları, finansal raporlamadaki disiplinle ve yatırımcıların karar alma ihtiyacına yönelik olarak açıklamasıdır. TSRS'nin odağı "şirket doğaya nasıl etki eder?" sorusundan çok, "iklim ve sürdürülebilirlik konuları şirketin finansal performansını, nakit akışlarını ve değerini nasıl etkiler?" sorusudur.

Uluslararası Standartlarla İlişkisi

TSRS sıfırdan yazılmış bir çerçeve değildir. Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu (ISSB) tarafından yayımlanan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (IFRS) S1 ve S2 ile uyumlu biçimde hazırlanmıştır. Bu, uluslararası yatırımcıların ve finans kuruluşlarının tanıdığı bir dille raporlama yapılması anlamına gelir. Türkiye'de raporlayan bir şirketin çıktısı, küresel sermaye piyasalarında da karşılaştırılabilir olacak şekilde tasarlanmıştır.

Standartların Yapısı: TSRS 1 ve TSRS 2

TSRS iki temel standarttan oluşur. Standart setinin bu iki başlıkla sınırlı kalmayacağı, Uluslararası düzeyde ISSB'nin gündemine biyoçeşitlilik, ekosistemler ve ekosistem hizmetleri ve insan sermayesi gibi konuların da dahil edileceği konuşuluyor. Bu paralellikte TSRS'nin de ilerleyen dönemde yeni başlıklarla genişlemesi bekleniyor.

TSRS 1 – Genel Hükümler: Sürdürülebilirlikle ilgili finansal bilgilerin nasıl hazırlanıp açıklanacağını belirler. Kısa, orta ve uzun vadede işletmenin nakit akışlarını, sermaye maliyetini veya finansmana erişimini etkileyebilecek sürdürülebilirlik risk ve fırsatlarının açıklanmasını zorunlu kılar.

TSRS 2 – İklimle İlgili Açıklamalar: İklim değişikliğinden kaynaklanan fiziksel ve geçiş risklerini, fırsatları ve şirketin sera gazı emisyonlarını (Kapsam 1, 2 ve 3) kapsar. İklim senaryo analizleri ve geçiş planları da bu standardın en önemli parçalarıdır.

İlk zorunlu raporlama dönemi 1 Ocak 2024 – 31 Aralık 2024 olarak belirlenmiş, ilk sürdürülebilirlik raporları 2025'te yayımlanmıştır.

Güvence boyutu ilk günden itibaren sürecin parçasıdır. KGK'nın Eylül 2024 tarihli kurul kararıyla TSRS kapsamındaki sürdürülebilirlik raporları, ilk yıldan itibaren güvence denetimine tabi tutulmuştur.

Sürdürülebilirlik Güvence Denetimi Standardı (SGDS) 5000 yayımlanana kadar bu denetimler, Güvence Denetimi Standardı (GDS) 3000 ve GDS 3410 uyarınca gerçekleştirilmektedir. Yani raporlanan bilgiler bağımsız denetçilerce incelenir. Bu da veri kalitesini, iç kontrolleri ve belgelendirmeyi baştan kurmayı zorunlu kılar.

Raporlama Dört Başlık Altında Toplanır

TSRS, İklimle İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü'nden (TCFD) gelen dört sütunlu yapıyı kullanır:

  • Yönetişim: Yönetim kurulu ve üst yönetim, iklim ve sürdürülebilirlik konularını nasıl denetliyor ve yönetiyor?
  • Strateji: Risk ve fırsatlar iş modelini, stratejiyi ve finansal planlamayı nasıl etkiliyor?
  • Risk yönetimi: Bu riskler nasıl tespit ediliyor, değerlendiriliyor ve kurumsal risk yönetimine nasıl entegre ediliyor?
  • Metrikler ve hedefler: Emisyonlar, iklim hedefleri ve ilerleme hangi göstergelerle ölçülüyor?

Bu yapı, sürdürülebilirliği ayrı bir iletişim faaliyetinden çıkarıp yönetim ve karar alma süreçlerinin içine yerleştirir.

Şirketler İçin Önemi?

Şirketlerin Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) uyarınca raporlama yapması, çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ESG) performanslarını şeffaf bir şekilde ortaya koyarak uzun vadeli değer yaratma ve kurumsal itibar kazanma süreçlerini doğrudan destekler.

Yasal uyum: Kapsamdaki şirketler için raporlama bir tercih değil, yükümlülüktür. Yükümlülüğün yerine getirilmemesi düzenleyici yaptırımlar doğurabilir. Yasal düzenlemelere uyum riskini sıfırlar ve tüm paydaşlar nezdinde güven inşa eder.

Finansmana erişim: Yatırımcılar ve finans kuruluşları, iklim risklerini fiyatlamak için karşılaştırılabilir ve güvenilir veri ihtiyaç duyuyor. Kaliteli raporlama, iklim ve sürdürülebilirlik bağlantılı finansmana erişimi kolaylaştırır.

İhracat ve tedarik zinciri: Avrupa Birliği'nin (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi düzenlemeler, emisyon verisini ticaretin bir parçası haline getirdi. Raporlama altyapısı olan şirketler bu alanda avantajlıdır. Bu standartlara uyum sağlamak, küresel pazarda rekabet gücünü artıracaktır.

Daha iyi yönetim: Risk ve fırsatları ölçmeye başlayan şirketler, enerji verimliliği, operasyonel dayanıklılık ve stratejik planlama konularında daha bilinçli kararlar alır. Aynı zamanda şirketlerin iklim krizi ve kaynak kıtlığı gibi gelecekteki finansal riskleri erkenden öngörüp yönetmesini sağlar.

Finans Sektörü İçin Önemi?

Finans sektörünün Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) uyarınca raporlama yapması, iklim krizi ve çevresel risklerin finansal sistem üzerindeki sistemik etkilerini yönetmek ve küresel sermayeyi ülkeye çekmek adına kritik bir öneme sahiptir. Bankalar, sigorta şirketleri ve portföy yönetim firmaları gibi finansal kuruluşlar, TSRS raporları sayesinde fonladıkları veya yatırım yaptıkları projelerin çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ESG) risklerini şeffaf bir şekilde ortaya koyarak piyasa disiplinini ve güveni pekiştirirler. Bu standartlara uyum, yeşil finansman kaynaklarına ve sürdürülebilir tahvil piyasalarına erişimi kolaylaştırırken, sektörün hem uluslararası regülasyonlara (ISSB/IFRS) hızla adapte olmasını sağlar hem de uzun vadeli finansal istikrarı güvence altına alır.

Nereden Başlamalı?

  • Kapsam analizi: Şirketin ve bağlı ortaklıkların TSRS kapsamında olup olmadığını netleştirilmeli.
  • Boşluk analizi: Mevcut sürdürülebilirlik, risk ve finans verileri standardın gereklilikleriyle karşılaştırılmalı.
  • Yönetişim yapısı: Sorumluluklar netleştirilmeli; yönetim kurulu ve üst yönetimin rolünü tanımlanmalı.
  • Veri altyapısı: Özellikle emisyon verileri için izlenebilir, denetlenebilir süreçler kurulmalı. Kapsam 3 emisyonları genellikle hem veri tedariği hem de hesaplama noktasında en zorlu kısım olarak gözükmekte.
  • Finansal raporlarla entegrasyon: Sürdürülebilirlik bilgilerinin finansal tablolarla tutarlı olması sağlanmalı.
  • Güvence hazırlığı: Denetçiyle erken aşamada çalışılmalı; belgelendirme ve kontrol süreçleri tasarlanmalı.

Sonuç

TSRS raporlaması, sürdürülebilirliği kurumsal iletişimden çıkarıp finansal disiplinin bir parçası haline getiriyor. Bu değişim, başta bir uyum yükü gibi görünse de doğru kurgulandığında şirkete daha güçlü bir yönetişim yapısı, daha iyi risk yönetimi ve sermaye piyasalarında daha güvenilir bir duruş kazandırır. Hazırlıkları erken başlatan şirketler, hem denetim sürecinde hem de paydaş güveninde bunun karşılığını alacaktır.

İlginizi Çekebilir

d

Elektronik Atık Nedir, Neden Geri Dönüştürülmelidir?

Sürdürülebilir Finans Nedir? Sürdürülebilir Finansın Önemi Nedir?

Sürdürülebilir Finans Nedir, Sürdürülebilir Finansın Önemi Nedir?

d

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Nelerdir?

Yukarı Çık

En Çok Aranan İşlemler